KARTALLAR VE MARTILAR

Tarlamız köyün yakınında.

Asvalt yoldan ilerliyorum.

Koca Köprüye varmadan,

 sağa dönüyorum.

Tufan'ın ve Murat'ın tarlasından geçerek,

kendi tarlamıza varıyorum.

Ürünler pek güzel olmamış,

seyrek çıkmış.


Çok büyük bir kartal geliyor,

Bir metre büyüklüğünde bir balığı,

alıp götürüyor.

Sonra devasa kartal ve martılar da,

tarladan balık götürüyor.

Şaşırıyorum.

Tarlada su yok,

 balığın ne işi var, diyorum.

Gidip bakıyorum ki ne göreyim.

Küçük bir yarığın içinde su ve

içinde devasa balıklar.

Balıkları kartallardan ve martılardan,

korumaya çalışıyorum.

Daha doğrusu,

 balıkları sahipleniyorum.

Birden tarla çöküyor.

Elli metre kare genişliğinde,

yirmi metre derinliğinde,

bir göçük oluşuyor.

Kendimi göçük içinde buluyorum.

Buz gibi berrak sular akıyor.

Balıklar suyun içinde oynaşıyor.

İyice şaşırıyorum.


Birden kendimi,

 tarlanın üstünde buluyorum.

Küçük parçalar halinde,

nohut, mercimek, fasulye ekilmiş.

Bu benim çocukluğumda ekilirdi.

Yine şaşırıyorum.

Tarlada ekili olan ürünleri suluyorum.

Birden Yusuf amcamın kızları,

Gülten ve Sultan beliriyor.

Manzarayı görünce,

onlar da şaşırıyor.

Ne oldu Ahmet abi? Diyorlar.

Bilmem!

İşte gördüğünüz gibi, diyorum.

Tarla göçtü!...

Sonra uyanıyorum.



Ahmet ABASIKELEŞ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !